• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pencerepsikoloji
  • https://plus.google.com/https://www.facebook.com/pencerepsikoloji/posts
  • https://www.twitter.com/https://www.facebook.com/pencerepsikoloji
Takvim

Çocuk Yetiştirirken Koşulsuz Olumlu Kabul

Çocuğumuzu yetiştirirkne koşulsuz olumlu kabul

Çocuk yetiştirmek, özellikle ilk 7 yaşa kadar gerçekten tahammül edilemez olabiliyor, fakat 7 yaştan sonra da okul ve sosyal ortamları gündeme geldiğinde bizi çok daha farklı ve nasıl davranacağımızı şaşırtacak durumlar gündeme geliyor. Elbette çocuk sahibi olduktan sonra onlarla doğru iletişim kurabilmek için uzman desteği almak en güzel ve gerekli yollardan bir tanesi, fakat buna imkan yoksa, benden size küçük bir tüyo…

Tabii ki öncesinde de önemli fakat özellikle okul döneminde, hele ki kardeş sahibi ve ya ikiz çocuklarda kıskançlığın daha az yaşanması hususunda da yardımcı olabilecek bir yoldan bahsedeceğim sizlere; koşulsuz olumlu kabul / sevgi… Nedir bu koşulsuz olumlu kabul / sevgi? Kısaca açıklamaya çalışalım. Biz kabul edelim ya da etmeyelim genellikle bilinçli olmayarak evlatlarımızı ve çevremizdekileri belirli koşullarla seçer ve onlara sevgimizi koşullarla veririz. Mesela haşarılık yapan çocuk yerine akıllı uslu olanı tercih ederiz veya derslerinde bir üstünlük gösteren , güzel bir karne getirmiş olan evladımıza sarılır onu taltif ederiz, hatta bu yabancı çocuksa dahi kendi çocuğumuza örnek gösteririz. Biz farkında olmadan bu şekilde karşımızdaki BİREYE “falanca gibi olursan seni severim” mesajını vermiş oluruz. Bazı lise ve orta okul çağı danışanlarımda bu ve benzeri durumları esefle gözlemleme fırsatı yakaladım maalesef. Annelerinin “bana çok düşkün” diye övündüğü çocuklar aslında ebeveynlerinin sevgisini kazanmak uğruna “çocuk” olmayı kaçırmış BİREYLER idi ve yine maalesef anneler bu konuda hatalarını kabul etmiyordu… Şimdi haklı bir soru soracaksınız bana, peki ne yapalım? Her yaptıklarını hoş görüp tepemize mi çıkartalım diyeceksiniz. Haklısınız, işin en zor kısmı tamda burası işte. Koşulsuz olumlu kabul; durum her ne olursa olsun çocuğumuzu sevdiğimizi hissettirmek temeli üzerine kuruludur. Anlatması zor ve karmaşık olan bu hususu birkaç örnek ile biraz daha açmaya çalışıp yazımı noktalamak istiyorum.

Misalen; okuldan karnelerini yahut sınav sonuçlarını almış iki kardeş, heyecan ve neşe ile eve gelirler, karnesi mükemmel olmayan BİREYİN içinde hafif bir tedirginlik vardır, bu evde karşılaştığı durumun da etkisiyle başarılı kardeşe nefret ,kıskançlık ve ebeveynin sevmediği hissine dönüşür. Ancak her iki BİREY de eve geldiğinde veliler karnelere bakmaksızın onlara koca bir kucak ile sarılıp öpse , ardından küçük birer hediyeyle taltif edip (aslında sarılmak ve onları çok sevdiğini söylemek bile bir taltiftir) sonrasında ilk önce başarısız BİREYİN karnesine bakıp olumlu bir yol izleyerek yapıcı eleştirilerde bulunsa (çalışmadığın halde bu başarıyı elde ettiysen çalıştığında çok daha iyilerini başarabilirsin gibi sözler yumuşak bir ton ile söylenebilir mesela) , başarılı BİREYİN de karnesini inceleyip “işte çalışmanın karşılığı” gibi bir cümle ile taltif edip iki kardeşi tekrar bağrına bassa… Evet, böyle bir durumda kardeşe kıskançlık ve ebeveyne duyulan gizli kızgınlık ortadan kalkabilir… Bu yol haşarı / yaramaz dediğimiz çocuklarda da çeşitli şekillerde uygulanabilir…

Koşulsuz olumlu kabulün uygulanmaması sadece olumsuz durumların ortaya çıkmasına sebebiyet vermez, bazen gözle görülen sonuçlar olumlu gibi görünse de daha sonra çocuklarda ciddi sorunlar ortaya çıkartmaktadır. Sevgisini akademik başarıya endekslemiş bir ebeveyne sahip olan 13 yaşındaki danışanım, girdiği her sınavdan üstün başarı almak zorunda hissediyor ve yaşının gereği olan hiçbir faaliyeti yerine getiremiyordu. Öyle ki kendisinden 4 yaş büyük abisi ile annem kimi daha çok seviyor kavgası yapıyor ve daha fazla sevgiyi hak edebilmek için başını derslerinden kaldırmıyordu… Sonuç? Akademik başarısı harikulade amma özgüven ve arkadaşlık ilişkileri zayıf, annesine karşı gizli bir öfke besleyen ve içinde olduğu durumdan ötürü sağlıklı bir sevgi besleyemeyen bir birey…

Unutmamamız gereken yegane şey şu: onlar sizin geleceğiniz ve yer yüzüne bırakacağınız eserler, bu eserleri inşa eden heykeltraş sizsiniz, onları ister kendine güvenen çevresine saygılı ve insanları seven yetişkinler haline getirin, isterseniz hayattan korkan veya hayata öfkeli insanlar haline getirin, tercih sizin….

 

Saat